24 Ocak 2010 Pazar

Her yerde kar var...

Sonunda beklenen kar geldi.
Kimine huzur verdi , kimine çile çektirdi...
Fotoğrafları çekerken benim de parmaklarım dondu!!
Ama herşeye değdi , bu soğukta gezen birkaç deliden biri olmak güzeldi :))











19 Ocak 2010 Salı

Anadolu Yakası tutkunu olarak hep Anadolu Kavağı ve Anadolu Fenerinden bahsedip durdum. Şimdi artık sıra geldi Avrupa Yakasının Kavağına ve Fenerine yani "Rumeli" ye ... 2 hafta önce aldık sırtımıza fotoğraf makinamızı ,vurduk kendimizi Avrupa yakasına. Önce karnımızı doyurmak için Rumeli Hisarında ki "Kale" ye gidip enfes bir köy kahvaltısı ettik. Henüz Kale'ye gitmemiş olanlarınız varsa mutlaka bir haftasonu denemenizi öneririm ama çok geç gitmemekte fayda var çünkü asıl mekanı oldukça ufak yer bulmakta zorlanabilirsiniz.

Karnımız doyduktan sonra istikamet Rumeli Kavağı.
Arabası olmayanlar için sanırım Sarıyer'den dolmuş/ring ve otobüsler mevcut gibi , birkaç defa yolda karşılaştığımız için sanırım diyorum çünkü asıl kalkış noktalarını tam bilemiyorum:( Meydana vardığımızda beklediğimden çok daha farklı bir yerle karşılaşıyorum. Burası AnadoluKavağına nazaran daha büyük bir yerleşim yeri ama bir okadar da bakımsız, sanki tüm evler kuvvetli bir rüzgarda denize karışacak gibi öylece duruyor. Belki yazın daha keyifli bir havaya bürünüyordur bilemiyorum ama kışın biraz ürkütücü ve hüzünlü geldi bana... Arabamızı meydanda ki balıkçıların olduğu yere bıraktık ve birkaç kare fotoğraf çekebilmek için deniz kenarında dolaştık. Her balıkçıda Kalkan görünce dönüşte kalkan yeme umuduyla fiyatını sorduk , sorduk ve cevabımızı aldık ,kilosu 150 TL miş!!! Sağolun biz almayalım alanada mani olmayalım diyerek oradan ayrıldık :D

Fenere doğru giderken yolda gördüğümüz "Garipçe" tabelası bizde bir merak uyandırdı ve sapmadan edemedik. İyiki de sapmışız Garipçe çok sevimli bir balıkçı köyü, ufacık bir yer. Meydanda erişte,peynir, kekik,vs.. satan teyzeler var. Bir anda İstanbul'un havasından çıkıveriyorsunuz. brkaç kare fotoğraf aldıktan sonra güzel bir havada erkenden gidip denizin kıyısında ki balıkçı da kahvaltı etmek yada güneş batarken gidip balık yemek için tekrar geleceğimizi söyleyerek oradan da ayrıldık. Ve sonunda Rumeli Fenerine ulaştık. Burayı çok sevdik fotoğraf için çok fazla malzeme vardı , nereyi neyi çekeceğimizi bilemedik...
İşte gözüme çarpan kareler ...






19 Aralık 2009 Cumartesi

Restaurant&Cafe&Bar

Sizlere biraz da son zamanlarda gittiğim yemek yerlerinden bahsedeyim.
İlk olarak İstinye Yokuşu üzerinde ki Meyyali'den bahsetmek istiyorum. Yağmurlu bir günde öğle yemeği için gittiğim bu restaurantı gerçekten çok beğendim. Tava ciğeri ve incirli hurma tatlısı yedim. Her ikisininde lezzeti gerçekten tatmaya değer. Özllikle sunumları oldukça başarılı.
Havanın romantik etkisinden midir bilinmez bir kadeh şarabımı elime alıp orada saatlerce arkadaşlarımla yeşile ve denize karşı oturup sohbet edebilirdim.Ama malum öğle araları 1 saat :)) Bir akşam mutlaka bu keyif için ayrıca gideceğim. http://www.meyyali.com.tr/indexim.php linkinden sizin de detaylarını göreceğiniz bu yerde hafta sonları açık büfe brunch'ta mevcut. Özellikle yazın daha da keyifli bir mekan olacağına eminim. Tavsiye ederim.
İkinci olarak çoğunuzun bildiği Taksimde ki Me Gusta. Seneler önce de gittiğim mekan oldukça değişmiş geldi. Çok geniş bir menüsü var ,keşke bukadar çok çeşidi sunmaya çalışmasalarmış çünkü lezzetten ödün vermişler:( 4 kişiydik ve hiçbirimiz yediğimizden memnun kalmadık. Ama sadece keyifli bir müzik eşliğinde içkinizi içip sohbet etmek yada tuttuğunuz takımı dev ekranda seyretmek istiyorsanız tavsiye edebilirim. Yalnız ufak bir tiyo kışın kapıdan uzak durun !!(Kapı çok ağır kapandığından ve giriş çıkış çok olduğundan soğuğa maruz kalıyorsunuz) http://www.megusta.com.tr/
Gelelim üçüncü yerimize yani KafePi Beşiktaş Bistro 'ya... Burası ile bir arkadaşım sayesinde seneler önce tanıştım. İlk mekanları yanlış bilmiyorsam Taksim Tünel'de olan Kafepi oldukça yaratıcı ve eğlenceli bir menüye sahip.Bugüne kadar yediğim herşey çok çok lezzetliydi.Üstelik fiyatları da birçok yere göre oldukça uygun. Özellikle İstanbul'un iki farklı yakasında oturan arkadaşların rahatlıkla buluşabileceği bu mekanda isminin büyüsüne kapılarak denemek isteyeceğiniz 60 çeşit kokteyl mevcut. Ben şiddetle tavsiye ediyorum, gidip gitmemek size kalmış :) http://www.kafepi.com/BesiktasPi/index.html
Bahsedeceğim 4. mekan ise bir Italyan mutfağı VAPIANO. Suadiye de Vakko'nun sokağında ki bu alışılmıştan biraz farklı mekan ve concepte sahip restaurant'ta nefis Italyan Makarna,Salata yada Pizza'larının yanında şarabınızı yudumlayabilirsiniz. Hemen girişte size çıkışta ödeme yapmanıza yarayacak , ne yiyip içtiğinizi hafızasında tutacak bir manyetik kart veriliyor. Bir nevi "Adisyon Kart" :) Elinizde ki bu kart ile Makarna,Salata yada pizza kuyruğuna giriyor ve siparişinizi veriyorsunuz. Kartınıza aldıklarınızı işleyerek size üzerinde ışık yanan ve titreyen bir aparat veriyorlar. Elinizde ki bu yeni oyuncağınızla kendinize oturacak yer arıyorsunuz. İşte mekanın negatif yanı burada ortaya çıkıyor, yer bulamıyorsunuz!! Kimisi uzun kimisi kısa olmak üzere bir sürü masa var ama bir okadar da oturan var... Yer bulup oturduktan sonra yine kartınızla gidip kendinize güzel bir şarap seçebilir yemeğinizi beklerken keyifle içebilirsiniz. Yemeğiniz hazır olduğunda size verilen aparat titreyerek yanıp sönmeye başlıyor. Sizde elinizde ki bu oyuncakla yemeğinizi mutfaktan alıyor ve afiyetle yiyorsunuz:) Ücretler biraz yüksek ve de otoparkı olmadığı için park yeri bulmakta zorluk çekebiliyorsunuz. Ama yine de dostlarla keyifli sohbet eşliğinde lezzetli birşeyler yemek istediğinizde seçebileceğiniz bir mekan. Tavsiye ederim..
http://www.vapiano.de/frame.php?section=ueberuns&lang=tr#

1 Kasım 2009 Pazar

29 Ekim kutlamaları

Bayrak asmaların,
Marşlar söylemenin,
Atatürkü anmanın ,
Cumhuriyetimizi sahiplenmenin
bir şova dönüşmemesi ve tek bir günle sınırlı kalmaması dileğiyle..
Cumhuriyetimizin 86.yılı kutlu olsun!!


























;;

Template by:
Free Blog Templates